ÇOCUKLARLA KİTABI NE ZAMAN VE NASIL TANIŞTIRABİLİRİZ?
Ülke olarak kitap okuma konusunda sıkıntılarımız var. Fazla okumuyor, okumaya zaman bulamıyoruz(!) Ama ok çocuklarımıza çevrildiği zaman onların kitap okumasını gerçekten istiyoruz. Çünkü okumanın gerekliliğini farkındayız. En çok merak ettiğimiz ve cevabını da pek sık duymadığımız bir soru “Çocuğumuzu kitapla ilk olarak ne zaman tanıştırmalıyız?” Cevap için temele inmek lazım. Uzmanlar diyor ki; çocuklar hayatlarına yön verecek alışkanlıklarını, mizaçlarını okulöncesi dönemde kazanır. Demek ki çocuklarla kitabı 1. sınıfta değil, okula başlamadan önce tanıştırmalıyız. Çocuklarımıza doğumdan sonra 1 yaşına doğru (8.-9. Aydan itibaren) kitap verebiliriz. Bu kitaplar hikâye kitapları değil, “ABC” kitapları dediğimiz; sayfaları kalın mukavva malzemeden yapılmış, yazısız, sayfa sayısı çok az, sadece nesnelere ait büyük ve renkli resimleri içeren kitaplardır. Bebeğimizle birlikte bu kitabın resimlerini inceleyebilir ve ona resmin hangi nesneye ait olduğunu söyleyebiliriz. Böylece bebeğimizin hem dil gelişimine hem de zihinsel gelişimine katkıda bulunmuş oluruz. Bu dönemde kitaba alışan çocuk ileride kitaptan hoşlanacaktır. Bu kitaplar aileye yük olacak kadar pahalı geliyorsa anne evindeki dergilerden veya farklı kaynaklardan kestiği resimleri yapıştırarak bir ABC kitabı oluşturabilir. Bunlar evimiz, ailemiz, mutfak eşyaları, hayvanlar gibi konulardan oluşabilir.
Çocuğumuza kitap okumaya (masal, hikâye vb) 2 yaşından itibaren başlayabiliriz. İlk aşamada; resmi çok büyük bir alanı kaplayan, sayfada 1-2 cümlenin yer aldığı hikâyeler tercih edilmelidir. Çocuğumuza her kitapta kelime haznesini geliştirmek için yeni kelimeler vermeye özen gösterebiliriz. Hikâyelerin yakın çevresinden olmasına dikkat edilmelidir. Çünkü çocuklar ilk önce kendini ve yakın çevresini (aile, ev, akraba gibi) tanımak ister. Okuduğumuz kitapların içerikleri onun ilgisine yönelik olmalıdır. Kitabımız bittikten sonra ona hikâyede geçen resimleri gösterip isimlerini sorabiliriz. Böylece kelime haznesine o kelimenin yerleşmesine yardımcı oluruz.
Çocuğumuz 5-6 yaşına geldiğinde daha uzun ve dış dünyayı anlatan kitaplara geçilir. Seçtiğimiz kitapları yeni kavramları kazandırmada yardımcı olarak kullanılabiliriz. Yeni kavramları verirken yaşayarak öğrenmesine imkan sağlayabiliriz. Örneğin doktordan korkan veya gitmek istemeyen bir çocuğa doktora gitmeden önce bununla ilgili bir hikâye okuyabiliriz. Ya da kalabalık bir ortamda bulunacaksak kaybolma ihtimaline karşı neler yapması gerektiğini anlatmak yerine ilk önce bununla ilgili bir kitap tercih edebiliriz.
Yalnız unutmamamız gereken onların dikkat sürelerinin ne kadar kısa olduğudur. Çocuklar bir hikâye okurken sıkılıyorlarsa hemen hoşuna giden başka bir faaliyet yapmalı daha sonra kitaba geri dönülmelidir. Aksi takdirde kitap okuma onlar için bir eziyet halini alacaktır.
Kitap okumayı bitirdikten sonra hemen başka bir şey yapmak yerine hikâye üzerinde konuşmalıyız. Kitabın sayfasındaki resimlere bakarak çocuğumuza “Bu resimde ne olmuştu, burada kedicik sence çok üzüldü mü, sen daha önce üzüldüğünü hissettin mi, peki sen nasıl kendini daha iyi hissedersin, hikâyenin sonunda ne olmuştu hatırlayabildin mi? ”gibi onu düşünmeye, yorum yapmaya yönlendiren ve kendisini fark etmeyi sağlayacak sorular sorulmalıdır. Belki sonra anne ve baba ile hikâyenin kısa bir draması yapılır. Sonucu veya hikâyenin gelişme kısmını değiştirilebilir. Bu kısım da çocuğa bırakılmalıdır. Ebeveyn onu yönlendirmek için ufak bir giriş yapabilir ama daha sonrası çocuğun hayal gücüne dayanmalıdır.
Çocuklara ilkokul 3.-4. Sınıfa kadar peri, cadı, büyücü gibi soyut düşünmeyi gerektirecek hikâyeler anlatılamamalıdır. Çünkü çocuklar 10-11 yaşlarından itibaren soyut düşünme evresine geçebilirler.
Bu makale 08.09.2008 tarihinde AYŞE NUR ÇELİKDEMİR tarafından gönderilmiştir.
|